Fließen (das)
akma, akış, akıntı, yükselme, met,...
{
flux
}
akış, akım, akıntı, cereyan, akın, akan...
{
flow
}
akışkanlık, akıcılık, değişkenlik,...
{
fluidity
}
dengesizlik, değişkenlik, kararsızlık,...
{
instability
}
fließen
akmak, dolaşmak, süzülmek, met halinde...
{
flow
}
akıp gitmek, akmak, aralıksız sürmek,...
{
stream
}
azmak, coşmak, taşmak, azıtmak, dolup...
{
overflow
}
fışkırtmak, jet ile uçmak
{
jet
}
koşmak, kaçmak, tabanları yağlamak,...
{
run
}
geçmek, geçirmek, aşmak, devretmek,...
{
pass
}
fließen
l. akmak 2. (el. Strom) gecmek 3. (Blut) kan cikmak 4. (flüssig werden) sulanmak, erimek; Blut flöß ihm aus der Nase. Burnundan kan geldi. in Strömen ~ (Blut) dere gibi akmak; ins Meer ^ denize dökülmek -en n seyelän, sellenme, aki ~end l. akar, mayi, seyyal 2. (Sprache) selis, düzgün, akici; ~ her untersagen su gibi bilmek; ^ lesen bülbül gibi okumak -papier n papyebüvar; sünger kägidi -produktion / seri halinde imalat
fließen
akmak
fließen
floß flösse ist geflossen akmak