Flosse (die)
yüzgeç, kanat (uçak), palet, beş...
{
fin
}
yüzgeç (kaplumbağa vb.), kol, palet
{
flipper
}
kulak kepçesi, yüzgeç, yaprakçık, telek
{
pinna
}
Floß (das)
katamaran, kütüklerden yapılmış sal,...
{
catamaran
}
sal, yığın, büyük miktar
{
raft
}
yüzen şey, sal, şamandıra, duba, olta...
{
float
}
suya batmama, canlılık, neşe
{
buoyancy
}
fließen
akmak, dolaşmak, süzülmek, met halinde...
{
flow
}
akıp gitmek, akmak, aralıksız sürmek,...
{
stream
}
azmak, coşmak, taşmak, azıtmak, dolup...
{
overflow
}
fışkırtmak, jet ile uçmak
{
jet
}
koşmak, kaçmak, tabanları yağlamak,...
{
run
}
geçmek, geçirmek, aşmak, devretmek,...
{
pass
}
flößen
yüzmek, su üzerinde durmak, batmamak,...
{
float
}
sürüklenmek, sürüklemek, kendini...
{
drift
}
Flosse
/ l. (Fisch2) yüzgec 2. (Steuer) kanat 3. F el (veya) ayak
Flosse
n. e. 'flosı
yüzgeç
Flosse
" [die] yüzgeç; (dümen) kanat"
flösse
fließen floß ist geflossen akmak