Babylon 10
Simply the best definition!

Download it's free

fix

Babylon English-Turkish

Download this dictionary
fix
i. güç durum, çıkmaz, önceden belirlenmiş sonuç, uyuşturucu iğne, eroin dozu, aşırı doz
 
f. bağlamak, takmak, yerleştirmek, dikmek (göz), tamir etmek, yapıştırmak, düzeltmek, tespit etmek, saptamak, kararlaştırmak, dik dik bakmak, gözünü dikmek, dikkat çekmek, gözünü ayırmamak, sağlamak, üstesinden gelmek, rüşvet vermek, rüşvetle elde etmek, tasarlamak, uyuşturucu almak, dikmek

saja english turkish dictionary

Download this dictionary
fix
zorluk

Erzin English Turkish Dictionary

Download this dictionary
fix
onar,v.tut:n.zorluk

Mustafa YILDIZ's English to Turkish Dictionary

Download this dictionary
fix
saptamak, belirlemek, düzenlemek, kararlastirmak; onarmak, tamir etmek sikica tutturmak, yerlestirmek, sabitlestirmek, oturtmak; sike yapmak; (birisine yiyecek, içecek, vb.) hazirlamak; ile ilgilenmek, icabina bakmak, hakkindan gelmek,kötü ve güç durum, b

Baydaş_Medikal Terimler

Download this dictionary
fix
1. Katılaş(tır)mak; 2. Sabitleştirmek.


| fix in English | fix in French | fix in Italian | fix in Spanish | fix in Dutch | fix in Portuguese | fix in German | fix in Russian | fix in Japanese | fix in Greek | fix in Korean | fix in Hebrew | fix in Arabic | fix in Thai | fix in Polish | fix in Czech | fix in Catalan | fix in Croatian | fix in Serbian | fix in Albanian | fix in Urdu | fix in Bulgarian | fix in Danish | fix in Finnish | fix in Norwegian | fix in Romanian | fix in Swedish | fix in Farsi | fix in Macedonian | fix in Afrikaans | fix in Latin | fix in Hindi | fix in Indonesian | fix in Vietnamese | fix in Malay | fix in Filipino