fix
i.
güç durum, çıkmaz, önceden belirlenmiş sonuç, uyuşturucu iğne, eroin dozu, aşırı doz
f.
bağlamak, takmak, yerleştirmek, dikmek (göz), tamir etmek, yapıştırmak, düzeltmek, tespit etmek, saptamak, kararlaştırmak, dik dik bakmak, gözünü dikmek, dikkat çekmek, gözünü ayırmamak, sağlamak, üstesinden gelmek, rüşvet vermek, rüşvetle elde etmek, tasarlamak, uyuşturucu almak, dikmek
fix
zorluk
fix
onar,v.tut:n.zorluk
fix
saptamak, belirlemek, düzenlemek, kararlastirmak; onarmak, tamir etmek sikica tutturmak, yerlestirmek, sabitlestirmek, oturtmak; sike yapmak; (birisine yiyecek, içecek, vb.) hazirlamak; ile ilgilenmek, icabina bakmak, hakkindan gelmek,kötü ve güç durum, b
fix
1. Katılaş(tır)mak; 2. Sabitleştirmek.