finden
bulmak, keşfetmek, rastlamak, sağlamak,...
{
find
}
geri almak, kavuşmak, telâfi etmek,...
{
retrieve
}
rastlamak, karşılaşmak, gafil avlamak,...
{
come upon
}
keşfetmek, ortaya çıkarmak, bulmak;...
{
discover
}
göz önüne almak, hesaba katmak,...
{
consider
}
inanmak, güvenmek, inancı olmak
{
believe
}
finden
l. bulmak 2. (antreffen) b-ne rastgelmek, tesadüf etm. 3. (schließlich doch noch ^) bulup bulusturmak; kavu§mak; Er hat noch keine Arbeit ^ können. Daha bir is tutamadi. Ich weiß nicht, was Sie an ihm fbzw. daran) ^. l. Neden hosunuza gittigini bir türlü anlayamlyorum. 2. Onda ne kusur buldugunuzu pek anlayamlyorum. sich - l. (P.) bulusmak 2. (S.) bulunmak 3. (in et.) bse uy-mak, tahammül etm.; boyun egmek; Dos wird sich schon alles ~/ Hep yoluna girecek! gefunden: Das war ein -es Fressen für ihn. F Ekme^ine yag sürüldü. 9er(in /) m bulan; jur. lukatayi bulan kimse 9erlohn m bulup geti-rene verilefl mükäfat -ig l. (geschickt) mahir, becerikli, marifetli 2. (einfallsreich) icatci, kurnaz ^llng m l. s. Findelkind 2. geol. avare blök; sapkin kaya
finden
v. 'findın
bulmak; bulunmak
finden
bulmak
finden
findet fand fände hat gefunden A bulmak
bulmak(TEK NESNE ISTEYEN FIIL)
finden (akk. + infinitiv)
bulmak