fiel
işaretçi, anlamlı söz, zağar, gösterge,...
{
pointer
}
gösterge, belirteç, bildirici,...
{
indicator
}
fiel
sadık, vefalı, bağlı, doğru, dürüst,...
{
faithful
}
esaslı, gerçek, doğru, hakiki, sahi,...
{
true
}
dindar, inançlı, sofu, dinsel, dini,...
{
religious
}
fiel (m)
işaretçi, anlamlı söz, zağar, gösterge,...
{
pointer
}
kiliseye devamlı olarak giden kimse
{
churchgoer
}
fallen
düşmek, inmek, dökülmek, yıkılmak,...
{
fall
}
düşmek; düşürmek; alçalmak; kesilmek,...
{
drop
}
düşmek, devrilmek, yıkılmak,...
{
tumble
}
batmak, kötüleşmek, gitgide çökmek,...
{
go down
}
inmek, alçalmak; saldırmak, baskın...
{
descend
}
düşmek (fiyat), eğilmek, sarkmak,...
{
sag
}
batmak, gömülmek, saplanmak, basmak,...
{
sink
}
sarkmak, eğilmek, sarkıtmak, eğmek; hali...
{
droop
}
çökmek, birden düşmek, pat diye düşmek,...
{
slump
}
batırmak, batmak, daldırmak, sular...
{
submerge
}
çökmek, düşmek, yıkılmak, portatif...
{
collapse
}
çürütmek, çürümek, bozmak, bozulmak;...
{
decay
}
çökmek, zayıflamak, düşmek, batmak,...
{
decline
}
fiel (m)
safra, öd, acı şey, kin, yüzsüzlük,...
{
gall
}
öd, safra; huysuzluk, aksilik
{
bile
}
fiel
fallen fällt ist gefallen düşmek