einmal
bir kere, bir defa, bir zamanlar,...
{
once
}
ilk olarak, birinci olarak, önce, ilkin
{
firstly
}
einmal
l. bir defa (kere, sefer) 2. (e-s Tages) günün birinde 3. (einst) vaktiyle, evvelce Es war ~ ... Bir varmis bir yokmus evvel zaman icinde ...; nicht ~ hatta ... (bile) degil; Stellen Sie sich ^ vor: ... Düsününüz bir kere; ~ ist keinmal. Bir defadan bir sey cikmaz. Bir cicekle yaz olmaz. noch ^ bir daha; tekrar, gene; Es ist nun ~ geschehen! Ne yapalim olan oldu! So ist das Leben nun ~. Hayat bu ya! ~ hier, ~ da, ~ woanders çat orada çat burada cat kapi arkasinda; •~ und nie wieder! (Gelöbnis) Tövbeler tövbesi! Besucht uns doch ~ ! Bir yol bize ugrayın! Er schaute ~ ihn, ^ mich an. Bir ona, bir bana bakti. Nun schau dir ~ dieses hübsche Mädchen an! Güzele gel (od. bak) güzele! Er ist noch ~, so alt wie ich. Benden bir misli daha yasli. auf ~ l. (plötzlich) ansizm, birdenbire, pattadak 2. (zugleich) hep beraber; birden; aym zamanda 3. (bezahlen) bir tahtada 4. (aufessen, leertrinken) bir oturusta ~eins n (Tabelle) kerrat cetveli; carpim tablosu; großes (kleines) ~ bilesik (adi) carpim -ig l. bir defalik; yegäne. tek 2. (unvergleichlich) emsalsiz, essiz; misli menendi görülmemls 3. (nicht wiederkehrend) tekerrür etmeyen; -e Gelegenheit bir kere ele gecen firsat
einmal
'aynma:l
bir kez; vaktiyle, günün birinde
einmal
" bir kere, bir kez; günün birinde, bir gün; vaktiyle, eskiden"
einmal
bir kere, bir defa