drive
f.
araba kullanmak, kullanmak, sürmek; önüne katmak; gütmek, saplamak, hareket ettirmek; çakmak, sokmak; zorlamak; kovalamak; çalıştırmak; acele etmek
i.
araba gezintisi, sürme, araba yolu; güdü, dürtü; hayvan gütme, sürek avı; top sürme; düşmanı püskürtme; enerji; hamle; sürücü (bilgisayar); önüne katma
drive
f. (drove, --n) 1. (araba) sürmek, kullanmak: He doesn´t know how to drive a car. Araba kullanmasını bilmiyor. 2. araba ile gitmek: I drive to and from work every day. İşe her gün arabayla gidip geliyorum. 3. araba ile götürmek: I´ll drive you home after the party. Partiden sonra seni arabayla evine götüreceğim. 4. (hayvanları) sürmek. 5. çalıştırmak: He drives his employees much too hard. Personelini çok çalıştırıyor. i. 1. araba gezintisi. 2. cadde. 3. ask. büyük taarruz. 4. ruhb. dürtü. 5. beceri, inisiyatif. 6. mak. işletme mekanizması. 7. bilg. sürücü. 8. bak. driveway.
drive
v.sür:n.araba sürme,v.sür:n.sürücü
drive
götürmek, yürütmek, sürmek; (tasit) sürmek; (araba, vb. ile) götürmek; -e zorlamak, sevk etmek, yönlendirmek, durumuna getirmek, ... etmek -e güç saglamak; çalismaya zorlamak; vurmak, çakmak, tasitta yolculuk; (park yerine) giris yolu; topa sert vurus; gi
drive
Dürtü, içten gelen şiddetli uyarı.