as
bğ.
ki; madem; olduğu gibi, diği gibi, iken, irken; karşın, rağmen; mademki
zf.
kadar, olarak, gibi, iken
i.
gibi
as
Amniyon sıvısı
as
"bağ. 1. -irken; -dikçe: I nabbed him as he was going out the door. Kapıdan çıkarken yakaladım. He´s taking life more seriously as he gets older. Yaşlandıkça hayatı daha bir ciddiye alıyor. 2. -diği için; -diğine göre: As he didn´t bring the money, he didn´t get the book. Parayı getirmediği için kitabı alamadı. As he didn´t even reply to your invitation he´s probably not going to come. Davetine bir cevap bile yollamadığına göre herhalde gelmeyecek. 3. Karşılaştırmalarda kullanılır: He´s not as smart as she. Onun kadar akıllı değil. I want a box as big as this. Bu büyüklükte bir kutu istiyorum. It´s as easy as pie. İşten bile değil. 4. -diği gibi: Do as she does. Onun yaptığı gibi yap. 5. gibi: Ersin´s a bookbinder, as are his brothers. Ersin, kardeşleri gibi ciltçidir. z. -in kadar: He´s as tall as you. Boyu senin kadar. It´s not as cold as we expected it to be. Beklediğimiz kadar soğuk değil. I´m not so stupid as to do a thing like that. Öyle bir şey yapacak kadar aptal değilim. Selim´s as lazy as he is intelligent. Selim, akıllı olduğu kadar tembel. edat olarak: I´m telling you this as a friend. Bunu sana arkadaş olarak söylüyorum. "
as
ıf.-de:prep.olarak
as
ayni derecede, o kadar,-digi sirada, -ken; -digi için, -den dolayi, çünkü, mademki; -digi halde, -e karsin