Armer (der)
dilenci; kerata (Argo), köftehor
{
beggar
}
armer
arm
zavallı, fakir, düşkün, yoksul, sefil,...
{
poor
}
muhtaç, yoksul, fakir
{
needy
}
fakir, muhtaç, yoksun, mahrum, sefil
{
destitute
}
cebi delik, kopuk, meteliksiz, parasız,...
{
penniless
}
aşağı derecede, aşağı, alt, ast,...
{
inferior
}
alçakgönüllü, mütevazi, gösterişsiz,...
{
modest
}
arm
zavallı, fakir, düşkün, yoksul, sefil,...
{
poor
}
cebi delik, kopuk, meteliksiz, parasız,...
{
penniless
}
muhtaç, yoksul, fakir
{
needy
}
fakir, muhtaç, yoksun, mahrum, sefil
{
destitute
}
armer
silâhlanmak, silâhlandırmak; zırh...
{
arm
}
desteklemek, güçlendirmek; bağlamak;...
{
brace
}
kuvvetlendirmek, takviye etmek,...
{
fortify
}
takviye etmek, sağlamlaştırmak,...
{
reinforce
}
bağlamak, demet yapmak, destek koymak,...
{
truss
}
armer
donatma
armer
"silahlandırmak; (asker) toplamak; pekiştirmek "