armar
silâhlanmak, silâhlandırmak; zırh...
{
arm
}
birleştirmek, toplamak, monte etmek,...
{
assemble
}
armar
silâhlanmak, silâhlandırmak; zırh...
{
arm
}
yüklemek, doldurmak, yük olmak, sıkmak,...
{
load
}
takviye etmek, sağlamlaştırmak,...
{
reinforce
}
birleştirmek, toplamak, monte etmek,...
{
assemble
}
uyduruvermek, düzmece yapmak
{
rig up
}
kaplamak, altın kaplamak, gümüş...
{
plate
}
arma (f)
kol; dal, şube, pazı; güç, otorite;...
{
arm
}
silâh, top, tüfek, tabanca, pompa,...
{
gun
}
Armee (die)
ordu; topluluk, kalabalık
{
army
}
Arm (der)
kol; dal, şube, pazı; güç, otorite;...
{
arm
}
Armer (der)
dilenci; kerata (Argo), köftehor
{
beggar
}
arm
zavallı, fakir, düşkün, yoksul, sefil,...
{
poor
}
muhtaç, yoksul, fakir
{
needy
}
fakir, muhtaç, yoksun, mahrum, sefil
{
destitute
}
cebi delik, kopuk, meteliksiz, parasız,...
{
penniless
}
aşağı derecede, aşağı, alt, ast,...
{
inferior
}
alçakgönüllü, mütevazi, gösterişsiz,...
{
modest
}
arme (de)
arm
zavallı, fakir, düşkün, yoksul, sefil,...
{
poor
}
cebi delik, kopuk, meteliksiz, parasız,...
{
penniless
}
muhtaç, yoksul, fakir
{
needy
}
fakir, muhtaç, yoksun, mahrum, sefil
{
destitute
}