andeuten
kastetmek, üstü kapalı söylemek, taş...
{
allude
}
çıtlatmak, üstü kapalı söylemek,...
{
hint
}
içermek, anlamına gelmek, demeye gelmek,...
{
imply
}
önermek, teklif etmek, akla getirmek,...
{
suggest
}
ima etmek, çıtlatmak, çaktırmadan kabul...
{
insinuate
}
anlamına gelmek, ifade etmek, demek...
{
connote
}
andeuten
l. (durch Zeichen) isaretle anlatmak, göstermek 2. (zu verstehen geben) ima (kinaye) etm.; sezdirmek, citlatmak 3. (flüchtig) resimle hafifce göstermek -end: nur ~ iistü kapall (od. örtülü) Sung/ l. gösterme, isaret 2. ima, kinaye; -en machen imada bulunmak; versteckte -en machen gidiklamak; Er hat sich mir gegenüber nur in -en ergangen, Benimle pek imali konustu. sich in –en er- gehen tevriyeli konusmak; agizda laf cignemek; lafi agizda sakiz yapmak ungs.weise ima yoliyle; Er hat mir die Sache ~ geschildert. Meseleyi bana zimnen anlatti.
andeuten
v. 'andoytın
işaretle anlatmak, göstermek; ima etmek, sezdirmek
andeuten
" belirtmek, ifade etmek; ima etmek, sezdirmek, çıtlatmak"
andeuten
ima etmek