accorder
vermek, nasip etmek, onaylamak, kabul...
{
grant
}
vermek, hediye etmek, uçlanmak, ödemek,...
{
give
}
vermek (ödül); karar vermek, hükmetmek;...
{
award
}
vermek, uymak, bağdaşmak, uyum sağlamak
{
accord
}
genişletmek, yaymak, uzatmak, devam...
{
extend
}
ödün vermek; kabullenmek, kabul etmek...
{
concede
}
ödünç vermek, borç vermek, vermek,...
{
lend
}
vermek, sunmak, danışmak, görüşmek
{
confer
}
tenezzül etmek, tenezzül edip yapmak,...
{
vouchsafe
}
izin vermek, bırakmak, kabul etmek,...
{
allow
}
vermek, bağışlamak, hediye etmek, yerine...
{
bestow
}
dağıtmak; uygulamak; ilaç hazırlamak;...
{
dispense
}
sağlama bağlamak, kökünden halletmek;...
{
clinch
}
kıymamak, canını bağışlamak, korumak,...
{
spare
}
akort etmek, uydurmak, ayarlamak,...
{
tune
}
söylemek, ifade etmek, dile getirmek,...
{
voice
}
hüküm vermek, hükmüne varmak, hükmetmek,...
{
adjudge
}
akort etmek, alıştırmak, ayak uydurmak
{
attune
}
accorder
"uzlaştırmak, anlaştırmak; (çalgı) düzen vermek, akort etmek; (tartışmada) kabul etmek; yatıştırmak "