absolut
kesinlikle, muhakkak, elbette, mutlâka,...
{
absolutely
}
kusursuzca, tıkır tıkır, tamamen,...
{
perfectly
}
kesinlikle, elbette, kesin olarak,...
{
precisely
}
tamı tamına, aynen, tamamen, tam olarak,...
{
exactly
}
kesin olarak, kesinlikle, elbette,...
{
definitely
}
kesinlikle, elbette, kuşkusuz, muhakkak,...
{
certainly
}
elbette, muhakkak, emin olarak,...
{
surely
}
düpedüz, büsbütün, tamamen, dimdik,...
{
sheer
}
bütün bütün, düpedüz, tamamen, bütün...
{
completely
}
bütün bütün, bütün olarak, bütünüyle
{
totally
}
mutlâk, kesin, tam, salt; kayıtsız...
{
absolute
}
kesin, şüphesiz, kuşkusuz; belirli,...
{
definite
}
tam, bütün, düpedüz, sırf, katışıksız,...
{
sheer
}
kesin, belirleyici; kararlı, azimli
{
decisive
}
tam, tamam, tamamı, eksiksiz,...
{
complete
}
tüm, bütün, tam, kesin, mutlâk, sapına...
{
utter
}
saf, arı, katıksız, pak, katışıksız,...
{
pure
}
hakiki, öz, gerçek, hilesiz, saf, içten,...
{
genuine
}
absoudre
temize çıkarmak, aklamak, affetmek,...
{
absolve
}
suçsuz çıkarmak, beraat ettirmek,temize...
{
acquit
}
affetmek, bağışlamak, hayatını...
{
pardon
}
absolut
saf, katıksız, kesin
absolut
l. miitlak, kati, saltik, absolü 2. (Adv.) mutlaka, katiyen, külliyen, tamamen, tamamiylc, büsbütün, behe- mehal; her ne olursa olsun; (volkstiiml.): kaspanek 3. (schlechthin) alelitlak 4. (als Verst. e-r Neg.) hie; -er Herrscher miitlak hiikümdar; müstebit; -e Kunst salt- cilik; -e Mehrheit mutlak ekseriyet; salt cogunluk (cok- luk); -e Monarchie mutlak monarsi; saltcilik; -e Musik sirf musiki; -er Wert mutlak dcger; klymeti mutlaka; /c/l konnte ihn ~ nicht überzeugen. Bir türlü onu kandirama- clini. Wenn er es ~ will, ... Cani istersc .. .; Er will sich jetzt ~ ein Haus bauen lassen. Simdi bir ev yapmak kay- tlindadir. Eion / rel. günahlarm affi; günah fikarma; .ih.olusyon Gismus m istibdat, mutlaklyet, absolütizm, .-.[icilik. müstebitlik -Istisch müstebit(-ce), müstebidane
absolut
apzo'lu:t
mutlak, salt