absichtlich
düşünüp taşınarak, iyice düşünüp
{
advisedly
}
planlanmış, kasıtlı, kasti, tasarlanmış,...
{
deliberate
}
kasıtlı, kasti, maksatlı, bile bile,...
{
intentional
}
kasıtlı, tasarlanmış, kasti, istenilen,...
{
intended
}
planlı, planlanmış, tasarlanmış
{
planned
}
mahsus, kasten, bile bile, kasıtlı...
{
on purpose
}
absichtlich
°lich l. kasti, kasitli, kästen, isteyerek; bile bile; iltizamlı (olarak) 2. (extra) mahsus, inadina, nispetle; Das hat man ~ getan. Bunda kasit var. Ich habe das nicht ~ getan. Mah-sus yapmadim.
Absicht
/1. niyet, meram, maksat, hedef, erek, gaye, murat, tasar, fikir, kast, plan, dava 2. (geheime) zamir 3. (eigen-nützige) garaz; nii(~s. absichtlich; Er erhob sich mit der ~ wegzugehen. Gitmek üzere kalkti. böse ~ suiniyet; kötü niyet; die ~ haben (sich mit der - tragen}, et. zutun bsi yapmak niyetinde bulunmak; Er hatte offenbar die ~, dies zu tun. Bunu yapmak taraflisi görünüyordu. e-e ~ verfolgen maksat gütrpek; seine ~ verwirklichen emeline kavusmak; E-e. solche ~ habe ich nicht, öyle bir niyetim yok. ernste -en haben evienmek niyetinde olm.
absichtlich
'apzihtlih
kasti; kasten
absichtlich
kasten
absichtlich
kasti-kasten