abhängen
asmak, takmak, sarkıtmak, kaplamak...
{
hang
}
durmak, geçmişte kalmak, ayrılamamak,...
{
linger
}
sürtmek, oyalanmak, sallanmak
{
loiter
}
Abhang (der)
yokuş, bayır, eğimli yer, yamaç, eğim,...
{
slope
}
iniş, alçalma; baskın; çöküş, düşme;...
{
descent
}
çökme, çöküş, gerileme, batma, düşüş;...
{
decline
}
eğiklik, eğilim, eğilme, beğeni, heves,...
{
inclination
}
eğim, meyil, irtifa, düğüm, düşüm
{
gradient
}
abhängen
tr. l. (et. Aufgehängtes) yerinden indirmek; cengelinden cikarmak 2. (Telephon) eline almak 3. (lästigen Begleiter) atlatmak 4. (Eisenbahnwagen) akuplimani cözmek; intr. l. (von) bse bagli olm., tabi olm., b-nin elinde olm. 2. (Fleisch) bayatlamak; Des hängt ganz von Ihnen ab. Size bagli. Siz bilirsiniz.
abgehangen (Fleisch) bayat(-lamis), fözande -ig l. (unselbständig) gayrimüstakil, bagimli, tabi 2. (von) b-ne, bse bagli, tabi, menut, vabeste, mütevakkif; -er Satz gr. bagimli cümle; finanziell noch von den Eltern ~ anababa eline bakar; et. ~ machen (von) bs icin sart kosmak ~igkeit / l. bagim(lilik) 2. merbutiyet, baglilik, tabiiyet, tevakkuf
abhängen
'aphengın
(asılı bir şeyi) yerinden indirmek; bağlı olmak (von, -e)
abhängen
" çengelden çıkarmak, yerinden indirmek; bağlantıyı kesmek; bağlı olmak, tabi olmak"
abhängen (es hängt von etwas ab)
bir şeye bağlı olmak (nedensel olarak)
abhängen (von)
bne ya da bşe bağlı olmak (dativ)