abattre
sağlığını bozmak, para kazanmak
{
pull down
}
devirmek, yıkmak, yere sermek, sökmek,...
{
knock down
}
öldürmek, cinayet işlemek, kasten...
{
murder
}
kesmek, doğramak, katletmek, boğazlamak
{
butcher
}
kesmek, boğazlamak, kılıçtan geçirmek,...
{
slaughter
}
incitmek, yaralamak, sakatlamak,...
{
injure
}
kırmak, koparmak, bozdurmak, bozmak,...
{
break
}
yıldırmak, hevesini kırmak, cesaretini...
{
discourage
}
göndermek, sevketmek, yollamak;...
{
dispatch
}
düzleştirmek, düzlemek, yassılaştırmak,...
{
flatten
}
yenmek, aşmak; engellemek; devirmek;...
{
defeat
}
nominal değerini indirmek, yazmak,...
{
write down
}
ezmek, sıkıştırmak, sıkmak; öğütmek;...
{
crush
}
bastırmak, önlemek, baskılamak, baskı...
{
repress
}
abat
sıfat, eskimiş (a:ba:t) Farsça ¥b¥d
1 . Bayındır, mamur.
2 . Şen, rahat.
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
abat etmek (veya eylemek)
abat olmak
abat
"[le] kesme, kesip devirme; yıkma "
Abat
Koltuk altları.