abarrotar
ağzına kadar doldurmak, tam doldurmak
{
fill up
}
doldurmak, içini doldurmak, tıkamak,...
{
stuff
}
doldurmak, tıka basa doldurmak, fazla...
{
glut
}
abarrotar
sürgülemek, hapsetmek, parmaklıkla...
{
bar
}
kilitlemek, birbirine geçirmek,...
{
lock
}
neta etmek, istif etmek, istiflemek,...
{
stow
}
paketlemek, sarmak, ambalajlamak,...
{
pack
}
fazla stok yapmak, fazla doldurmak
{
overstock
}
doldurmak, tıka basa doldurmak, fazla...
{
glut
}
abarrotar
ineklemek