abalanzar
tartmak, ölçüp tartmak, düşünüp...
{
weigh
}
tartmak, düşünmek, dengelemek, denk...
{
balance
}
göz önüne almak, hesaba katmak,...
{
consider
}
fırlatmak, savurmak, atmak, yağdırmak,...
{
hurl
}
atmak, fırlatmak, düşürmek; yavrulamak;...
{
throw
}
itmek, harekete geçirmek, yöneltmek,...
{
impel
}
abalanzar
v. tr.
1. bir kişi veya şeye doğru kendini atmak, şiddetli bir şekilde öne atılmak.
2. dengelemek, tartı kefelerini eşitlemek
abalanzar
sıkıştırılmak