abîme (m)
derinlik, boşluk, uçurum
{
abyss
}
körfez, uçurum, boşluk, girdap, anafor
{
gulf
}
yarık (derin), uçurum, kanyon, ara,...
{
chasm
}
sonsuz derinlik (şiir); uçurum, boşluk
{
abysm
}
abîmé
mahvolmuş, berbat olmuş, batmış,...
{
ruined
}
şımarık, şımartılmış, bozulmuş, nazlı,...
{
spoilt
}
abîmer
bozmak, kaçırmak, nazlı alıştırmak,...
{
spoil
}
mahvetmek, bozmak, rezil etmek, yıkmak,...
{
ruin
}
kırmak, koparmak, bozdurmak, bozmak,...
{
break
}
bozmak, zarar vermek, zayıflatmak,...
{
impair
}
ölmek, can vermek, çürümek, bozulmak,...
{
perish
}
bozmak, mahvetmek
{
queer
}
tabanca ile aramak, aramak
{
gun for
}
abîme
[le] derin\dipsiz uçurum