sparen
kurtarmak, kayda geçirmek, korumak,...
{
save
}
ayırmak, tutmak, ayırtmak, rezerve...
{
reserve
}
bir kenara koymak, kenara koymak,...
{
lay aside
}
korumak, muhafaza etmek, konservesini...
{
conserve
}
sparen
kurtarmak, kayda geçirmek, korumak,...
{
save
}
tasarruf etmek, para biriktirmek
{
save up
}
depolamak, stoklamak, yığmak, toplamak,...
{
lay up
}
bir kenara koymak, kenara koymak,...
{
lay aside
}
kıymamak, canını bağışlamak, korumak,...
{
spare
}
saklamak, iyi bir yere saklamak, güvenli...
{
stash
}
ertelemek, uzatmak, uzamak, uzun sürmek
{
hold over
}
bakmak, emzirmek, beslemek, ilgilenmek,...
{
nurse
}
kaçınmak, sakınmak, kendini tutmak,...
{
forbear
}
memnun etmek, boyun eğmek, hoşgörmek,...
{
indulge
}
sparen
l. (ohne Obj.) para biriktirmek; (tr.) l. tasarruf etm. 2. (sparsam anwenden) hesapli idare etm. 3. (verschieben) baska bir güne birakmak 4. (Zeit) kazanmak; Spare in der Zeit, so hast du in der Not! Spr. Sakla samani, gelir zamani! Spr. Ak akce karagün icindir. Spr.; nicht mit Lob ^ övgülerini esirgememek
sparen
" tasarruf etmek; idareli harcamak"