Tarihçe Eski adı "Sebasteia" olan Sivas,
Anadolu'nun en eski ve önemli yerleşim merkezlerinden biridir. Kazı ve araştırmalarda ele geçen buluntular, yörede ilk yerleşimin
Neolitik Çağ'a (M.Ö. 8000-5500) uzandığını göstermektedir. Kent M.Ö. 2000'lerde değişik yerleşmelere sahne olmuştur. M.Ö. XVII. yüzyılda
Hitit sınırları içinde yer alan kentin güney kesimi Geç Hitit devletleri döneminde "Tilgarimmu" adıyla anılmaya başladı. M.Ö. VII. yüzyılda
Kimmer ve
İskit istilalarına uğradı. M.Ö. VI. yüzyıl başlarında
Medler'in, aynı yüzyılın ortalarında da
Persler'in egmenliğine girdi. M.Ö. IV. yüzylılın ikinci yarısındaki kısa süreli
Büyük İskender'in
Makedonya yönetiminin ardından
Kapadokya Krallığı'na bağlandı. M.S. 17'de bütün Kapadokya ile birlikte
Roma İmparatorluğu'nun egemenliğine girdi. Bu dönemde kısa sürelerle
Partlar'ın ve
Sasaniler'in eline geçti.
Bizans döneminde önce Armeniakon Tehması'nın sınırları içindeydi. XII. yüzyılda Sebasteia Tehması'na bağlandı.
Daha fazlası için Wikipedia.org adresine gidin…
Sivas
Mezopotamya ve
Karadeniz arasında kervanların geçtiği bölgede olduğu için,
Selçuklular döneminde tüccarların ziyaret ettiği bir merkez haline gelmiştir. Ülkemizde Konya'dan sonra en çok Selçuklu eserinin bulunduğu il Sivas'tır. 13.yüzyıla ait Gök Medrese, çifte minareli medrese ve mavi medreseleri çini sanatı açısından mutlaka görülmeye değer yerlerdir.
Ulu Camii ise 1100 yılında inşaa edilmiştir. Ayrıca Sivas Türkiye'nin yüzölçümü açısından en büyük ikinci ilidir, başka bir özelliği ise Türkiye'nin en büyük yerleşim birimi olmasıdır.
Daha fazlası için Wikipedia.org adresine gidin…