rente
yakın, yakından, sıkışık durumda
{
close
}
rentar
göz yummak, aldırmamak, geçip gitmek,...
{
pass by
}
caka satmak, hava atmak, kırıtmak,...
{
swagger
}
kurumla yürümek, çalımla yürümek,...
{
strut
}
rentar
yırtmak, koparmak, parçalamak,...
{
rend
}
kiralamak, kiraya vermek, kiraya...
{
rent
}
üretmek, yapmak, göstermek, ortaya...
{
produce
}
vermek, sağlamak, ürün vermek, eğilmek...
{
yield
}
Rente (die)
emeklilik, pansiyon, yatılı okul,...
{
pension
}
gelir, kazanç, bütçe
{
income
}
gelir, devlet geliri, maliye, hazine...
{
revenue
}
kâr, kazanç, getiri, çıkar, menfaat,...
{
profit
}
rente (de)
ilgi, merak, önem, faiz, alâka, ilgi...
{
interest
}
yüzde, yüzdesi, oran, komisyon, kâr payı
{
percentage
}
rente (f)
yıllık taksit, yıllık ödenek
{
annuity
}