parola
konuşma, hoşbeş, sohbet, görüşme, söz,...
{
talk
}
ses çıkarma, söyleme, söyleyiş, ifade,...
{
utterance
}
parolar
konuşmak, ses çıkarmak, söz söylemek,...
{
speak
}
konuşmak, görüşmek
{
talk
}
söylemek, demek, etmek (dua), okumak...
{
say
}
parola (f)
akıcılık, akıcı anlatım
{
fluency
}
konuşma sanatı, güzel söz söyleme...
{
eloquence
}
parola (f)
kelime, sözcük, söz, tabir, iki çift...
{
word
}
söz, laf, son söz
{
say
}
söz, vâât, umut, umut verici şey
{
promise
}
konuşma, demeç, nutuk, hitabe, söylev,...
{
speech
}
Parola
parola
isim (paro'la) İtalyanca parola
1 . Askerlerin birbirlerini tanımalarını sağlayan ve kendi aralarında önceden kararlaştırdıkları kelime veya söz:
"Bir asker uzaktan, görünmeyen bir yerden parola soruyordu."- M. Ş. Esendal.
2 . Gizli derneklerin toplantılarına katılan kimselerin birbirlerini tanımalarını sağlayan ve kendi aralarında önceden kararlaştırdıkları kelime veya söz.
3 . Varılmak istenen amacı özetleyen söz:
"Öyleyse ya istiklâl, ya ölüm! İşte hakikî kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktı."- Atatürk.
4 . Gizlilik ortamında insanların birbirini tanımalarını ve anlaşmalarını sağlayan işaret:
"Eşinin balkona asacağı çamaşırların parolasından İngiliz polisinin o gün kendini evde arayıp aramadığını ve civarda nöbet tutup tutmadığını anlar."- H. Taner.