Free Online Dictionary
NE
| Babylon English-Turkish | Download this dictionary |
NE (naval engineer)
i.
gemi mühendisi, gemilerde çalışan mühendis; denizcilik mühendisi
Ne (neon)
i.
neon, kimyasal element
NE (New England)
i.
New England, Yeni İngiltere, ABD'nin kuzey-doğu bölümünde değişik birkaç eyaleti kapsayan alan
NE (northeast)
i.
kuzeydoğu, kuzey ve doğu arasındaki yön
NE (northeastern)
s.
kuzeydoğu veya kuzeydoğuya ait, kuzey ve doğu arasındaki bir yönde
Ne
i.
(Japonca) Nezumi, "sıçan", Çin zodyak sembolü
n.e. (northeast)
kuzeydoğu, pusula üzerinde kuzey ve doğu arasında bulunan yön
| Babylon Turkish-English | Download this dictionary |
ne
interj.
what, huh
conj.
nor
adv.
how
pron.
what, whatever, whatsoever
| Türkçe Vikipedi | Download this dictionary |
ne
Bu makale Vikipedi®'den bilgiler kullanır ve GNU Özgür Belgeleme Lisansı tarafından lisanslanmıştır.
| saja english turkish dictionary | Download this dictionary |
NE
kıs. Near East, Northeast.
| Kelimeler Turkish Turkish dictionary | Download this dictionary |
Ne
Neon elementinin kısaltması.
ne (I)
isim
Türk alfabesinin on yedinci harfinin adı, okunuşu.
Türk alfabesinin on yedinci harfinin adı, okunuşu.
ne (II)
zamir
1 . Hangi şey:
"Ne ekersen onu biçersin."- Atasözü.
2 . Soru biçiminde şaşma bildiren ünlem.
3 . (şart birleşik zamanıyla) Her şey.
4 . (çokluk ekiyle) Birçok şeyler.
5 . sıfat Hangi:
"Elimdeki malı ne cehenneme göndereyim ben şimdi?"- H. Taner.
"Güzel heykel, ne yandan bakarsan, ne yana çevirirsen gene güzeldir."- B. R. Eyuboğlu.
6 . sıfat, zarf Soru yoluyla itiraz anlatır.
7 . sıfat Nasıl.
8 . zarf Şaşma veya abartı bildirir.
9 . Sana ne, bana ne gibi soru cümlelerinde "ne ilgisi var" anlamındadır.
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
ne âlem
ne âlemde?
ne alıp veremiyor?
ne arar (veya onda ... ne gezer)
(herhangi bir yerde) ne arıyor
ne biçim?
ne buyrulur?
ne çare
ne çıkar
ne çiçektir, biliriz
ne dağda bağım var, ne çakaldan davam
ne dedim de
ne demek?
ne demek olsun
ne demeye
ne denir! (veya ne dersin)
ne denli
ne de olsa
ne de olsa
ne dese beğenirsin?
nedir ki
ne diye?
ne ekersen onu biçersin
ne fayda
ne gezer
ne gibi?
ne gözle bakmak
ne güne duruyor?
ne günlere kaldık!
ne haber?
ne hacet
ne haddine!
ne hâlde?
ne hâli varsa görsün
ne hikmetse (hikmettir)
ne idiği belirsiz
ne imiş?
ne ise
ne istediğini bilmek
ne iyi!
ne kadar
ne kadar olsa
ne kadar varsa
ne lâzım
neler
neler de neler, maydanozlu köfteler
ne mal olduğunu biliriz
ne mal olduğunu bilmek (veya anlamak)
ne mene
ne mümkün
ne münasebet!
ne o?
ne olacak!
ne olduğunu bilememek
ne oldum delisi olmak
ne olur ne olmaz
ne olursa olsun
ne olur (veya ne olursun, ne olursunuz)
ne oluyor?
ne pahasına olursa olsun
ne söylüyorsun?
ne sularda?
ne var ki
ne var ne yok
ne yaparsın ki (veya ne yapmalı ki)
ne yapıp yapıp
ne yârdan geçer ne serden
ne yazar
neye uğradığını bilememek (veya anlamamak, şaşırmak)
neyin nesi (kimin fesi)
neyleyim
neymiş
ne yüzle
1 . Hangi şey:
"Ne ekersen onu biçersin."- Atasözü.
2 . Soru biçiminde şaşma bildiren ünlem.
3 . (şart birleşik zamanıyla) Her şey.
4 . (çokluk ekiyle) Birçok şeyler.
5 . sıfat Hangi:
"Elimdeki malı ne cehenneme göndereyim ben şimdi?"- H. Taner.
"Güzel heykel, ne yandan bakarsan, ne yana çevirirsen gene güzeldir."- B. R. Eyuboğlu.
6 . sıfat, zarf Soru yoluyla itiraz anlatır.
7 . sıfat Nasıl.
8 . zarf Şaşma veya abartı bildirir.
9 . Sana ne, bana ne gibi soru cümlelerinde "ne ilgisi var" anlamındadır.
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
ne âlem
ne âlemde?
ne alıp veremiyor?
ne arar (veya onda ... ne gezer)
(herhangi bir yerde) ne arıyor
ne biçim?
ne buyrulur?
ne çare
ne çıkar
ne çiçektir, biliriz
ne dağda bağım var, ne çakaldan davam
ne dedim de
ne demek?
ne demek olsun
ne demeye
ne denir! (veya ne dersin)
ne denli
ne de olsa
ne de olsa
ne dese beğenirsin?
nedir ki
ne diye?
ne ekersen onu biçersin
ne fayda
ne gezer
ne gibi?
ne gözle bakmak
ne güne duruyor?
ne günlere kaldık!
ne haber?
ne hacet
ne haddine!
ne hâlde?
ne hâli varsa görsün
ne hikmetse (hikmettir)
ne idiği belirsiz
ne imiş?
ne ise
ne istediğini bilmek
ne iyi!
ne kadar
ne kadar olsa
ne kadar varsa
ne lâzım
neler
neler de neler, maydanozlu köfteler
ne mal olduğunu biliriz
ne mal olduğunu bilmek (veya anlamak)
ne mene
ne mümkün
ne münasebet!
ne o?
ne olacak!
ne olduğunu bilememek
ne oldum delisi olmak
ne olur ne olmaz
ne olursa olsun
ne olur (veya ne olursun, ne olursunuz)
ne oluyor?
ne pahasına olursa olsun
ne söylüyorsun?
ne sularda?
ne var ki
ne var ne yok
ne yaparsın ki (veya ne yapmalı ki)
ne yapıp yapıp
ne yârdan geçer ne serden
ne yazar
neye uğradığını bilememek (veya anlamamak, şaşırmak)
neyin nesi (kimin fesi)
neyleyim
neymiş
ne yüzle
| NE in English | NE in French | NE in Italian | NE in Spanish | NE in Dutch | NE in Portuguese | NE in German | NE in Russian | NE in Japanese | NE in Greek | NE in Korean | NE in Hebrew | NE in Arabic | NE in Thai | NE in Polish | NE in Hungarian | NE in Czech | NE in Lithuanian | NE in Latvian | NE in Catalan | NE in Croatian | NE in Serbian | NE in Albanian | NE in Bulgarian | NE in Danish | NE in Finnish | NE in Norwegian | NE in Romanian | NE in Swedish | NE in Farsi | NE in Macedonian | NE in Afrikaans | NE in Latin | NE in Esperanto | NE in Hindi | NE in Indonesian | NE in Vietnamese | NE in Malay
You think you have ethics...
Take the survey NOW!
