Luft (die)
hava; gökyüzü; esinti, hafif rüzgâr,...
{
air
}
dönemeç, kurma (saat)
{
wind
}
ambians, çevre, ortam, hava
{
ambience
}
görünüm, görünüş, dış görünüş, görünme,...
{
appearance
}
melodi, ezgi, nağme, akort, uyum, ahenk,...
{
tune
}
luft
lüften
havalandırmak, güneşe sermek, kurutmak,...
{
air
}
havalandırmak, oksijen vermek, açıkça...
{
ventilate
}
havalandırmak, hava vermek, gaz...
{
aerate
}
açığa vurmak, açmak, ifşa etmek, ortaya...
{
disclose
}
belli etmek, açığa vurmak, gözler önüne...
{
reveal
}
Luft
hava; frische ^ schöpfen hava aimak; -^ bekommen (z.B. Konservenglas) hava almak; bozuimak; ^ haben a. Fb. nefesi olm.; die ^ entweichen lassen hava kacirmak; Die ^ ist rein. Tehlike yok. sich ^ zufächeln yelpazelen-mek; seinem Zorn ^ machen karnimn sisini indirmck; öfkesini gidennek; an die (frische) ^ setzen kapi disan etm.; ucurmak; an die — gehen disan cikmak; aus der ^ gegriffen uluorta, dipsiz, esassiz; ash astan yok; uydur-ma; in der ^ liegen l. (Gedanke) zihinleri mesgul etm., yakmda tahakkuk etm. 2. (et.) bsin arifesinde bulunmak; misk gibt kokmak; kapiya dayanmak 3. (Krieg) ortalik harp kokmak; in die ^ gehen F cok kizmak, küplere bin-mek; in die ^ sprengen havaya atmak (od. ucurmak); in die ~ fliegen berhava olm.; in freier ^ acik havada; mit ^ anfüllen hava vermek -abwehr / hava müdafaasi -angriff m hava hücumu (od. akini) -attache m hava atasesi; atase aeriyen Aufklärung/hava kesfi -aufnähme/ hava fotografi -bad n acik hava banyosu -ballon m balon -beobachtung / hava gözetlemesi (od. tarassudu) -bild n s. -aufnähme, -brücke / hava köprüsü
Luft
[die] hava