hartar
doyurmak, gına getirmek, tatmin etmek
{
satiate
}
tıka basa yedirmek, aşırı yemek
{
surfeit
}
doldurmak, tıka basa doldurmak, fazla...
{
glut
}
Härte (die)
katılık, sertlik, zorluk, katı...
{
hardness
}
güç, kuvvet, derman, dayanma gücü,...
{
strength
}
kesinlik, sertlik, değişmezlik, metânet,...
{
firmness
}
şiddet, sertlik, kabalık, acımasızlık,...
{
harshness
}
sertlik, katılık, bükülmezlik,...
{
rigidity
}
katılık, sertlik, resmiyet, koyuluk,...
{
stiffness
}
hart
nasırlı, sert, katı, ağır, çetin, zor,...
{
hard
}
sert, katı, eğilmez, kaskatı, dimdik,...
{
rigid
}
sert, katı, koyu, yoğun, kati, zor,...
{
stiff
}
güçlü, ağır, demir gibi, kuvvetli,...
{
strong
}
katı, pişkin, yüzsüz, kaşarlanmış, kurt,...
{
hard boiled
}
sert, katı, sabit, kesin, metin, sağlam,...
{
firm
}
dengeli, istikrarlı, sarsılmaz, sabit,...
{
stable
}
sert, sağlam, zorlu, çetin, dayanıklı,...
{
tough
}
sert, haşin, ağır, acı, şiddetli,...
{
severe
}
keskin, açıkgöz, kesici, sivri, göze...
{
sharp
}
sert, kaba, kırıcı, acı, şiddetli,...
{
harsh
}
kabataslak, pürüzlü, pürtüklü, dik...
{
rough
}
härten
sertleştirmek, duygusuzlaştırmak,...
{
harden
}
demir dövmek, dövmek, işlemek,...
{
forge
}
pürüzlenmek, pütür pütür olmak,...
{
roughen
}
sertleştirmek, katılaştırmak,...
{
indurate
}
kıvamına getirmek, çeliğe su vermek,...
{
temper
}
Härte
/vgl. hart. -grad m sertlik derecesi Qn l. sertlestirmek 2. (Stahl) celi^e (cifte) su vermek; taviamak; tav vermek; gehärtet sertlestirilmis; suyu sert; nicht -es Kupfer (Eisen) disi bakir (demir)
Härte
n. e. 'hertı
sertlik, katılık
Härte
" [die] sertlik; katılık"