flash
f.
ışık tutmak, aydınlatmak, yakmak, atmak (bakış), böbürlenmek, parlamak, çakmak, akla gelmek, görünüp hızla kaybolmak, yıldızı parlamak
i.
ışıltı, parlama, şimşek, yıldırım, flaş, ani ışık, an, yıldırım haber, çarpıcı çekim, cep feneri, uyuşturucu sonrası gevşeme
s.
ani, şiddetli, havalı, şık, gösterişli
Flash
flash
birden parla(mak)
flash
flaş,v.birden parla:n.parıltı
flash
(isik) birden parlamak, (simsek gibi) çakmak; parlamak, isildamak, parildamak; (telgraf, radyo mesaji) yollamak, göndermek; çok hizli hareket etmek, hizla geçip gitmek; birdenbire akla gelmek; cinsel organlarini göstermek, teshirçilik yapmak, ani isik, ça