Felsefe
Düşünbilim veya felsefe, sözcük kökeni olarak
Yunanca seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum anlamına gelen "phileo" ve bilgi, bilgelik anlamına gelen "sophia" sözcüklerinden türeyen terimin işaret ettiği entelektüel faaliyet ve disiplin. Buna göre, felsefe Yunanlılar için, ‘bilgelik sevgisi’ ya da ‘hikmet arayışı’ anlamına gelmiştir. Başlangıçtaki bu özgün anlama göre, her türden bilimsel araştırmacıya filozof adı verilmiştir.
Daha fazlası için Wikipedia.org adresine gidin…
felsefe
isim Arapça felsefe
1 . Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması:
"Felsefe diliyle söylersek her ozan bir fenomendir, yani olgudur."- N. Cumalı.
2 . Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü.
3 . Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi.
4 . Dünya görüşü:
"Yargılarınızı, felsefenizi kendinize saklayıp oyununuza tek özdeyiş katmayacaksınız."- H. Taner.
5 . Bir konuda soyut düşünüş:
"Uzun felsefelerden sonra Mediha'yı benden çok sevdiğini anlatıyor."- H. E. Adıvar.
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
felsefe yapmak
Birleşik Sözler
dogmatik felsefe
felsefe
madde ve hayatı başlangıç ve gâye bakımında inceleyen ilim. Felsefe dîne dayandığında, hakikati bulmuş, sırt çevirdiğinde de çelişkiler içerisinde kalmıştır.
Felsefe
"Yunanca (Philosophos)dan Arapçalaşmış. Feylesofların mesleği. * İlm-i hikmet. * Maddeyi, hayatı ve bunların çeşitli tezâhürlerini, sebeblerini, ilk unsurları ve gaye cihetinden inceleyen fikri çalışma ve bu çalışmaların neticelerini toplayan ilim. * Herkesin hususi fikri. Mantık. * Bir ilmin prensipleri. * Marifet ve hikmet sevgisi. * Meşhur bir feylesofa göre olan hususi prensipler, nazariyeler. * Tabiat, huy ve mizaç sakinliği; rahatlık. (Bak: Hikmet, Nokta-i nazar)(Hikmet-i felsefe ile hikmet-i Kur'aniyenin hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye verdiği terbiyeler: Amma hikmet-i felsefe ise hayat-ı içtimaiyede nokta-i istinadı, ""kuvvet"" kabul eder. Hedefi, ""menfaat"" bilir. Düstur-u hayatı, cidal tanır. Cemaatlerin râbıtasını ""Unsuriyet, menfi milliyeti"" tutar, Semerâtı ise, ""Hevesât-ı nefsaniyeyi tatmin ve hâcât-ı beşeriyeyi tezyid""dir. Halbuki: Kuvvetin şe'ni, ""Tecavüz"" dür. Menfaatın şe'ni, her arzuya kâfi gelmediğinden üstünde ""Boğuşmaktır."" Düstur-u cidâlin şe'ni, ""Çarpışmaktır."" Unsuriyetin şe'ni, başkasını yutmakla beslenmek olduğundan; ""Tecavüz""dür. İşte bu hikmettendir ki; beşerin saadeti selb olmuştur.Amma hikmet-i Kur'aniye ise, nokta-i istinadı, kuvvete bedel ""hakk""ı kabul eder. Gayede menfaate bedel, ""fazilet ve rızâ-yı İlâhî""yi kabul eder. Hayatta düstur-u cidal yerine, ""düstur-u teavün"" ü esas tutar. Cemaatlerin rabıtalarında: unsuriyet, milliyet yerine ""râbıta-i dinî ve sınıfî ve vatanî"" kabul eder. Gayâtı, hevesât-ı nefsaniyenin tecavüzâtına sed çekip, ruhu maaliyâta teşvik ve hissiyât-ı ulviyesini tatmin eder ve insanı kemâlât-ı insaniyeye sevkedip insan eder... Hakkın şe'ni, ""ittifak""tır. Faziletin şe'ni, ""tesanüt""tür. Düstur-u teavünün şe'ni, ""birbirinin imdadına yetişmek""tir. Dinin şe'ni, ""uhuvvet"" tir, ""incizab"" dır. Nefsi gemlemekle bağlamak, ruhu kemâlâta kamçılamakla serbest bırakmanın şe'ni, ""saadet-i dâreyn"" dir... S.)(Dinsiz felsefe, hakikatsız bir safsatadır ve kâinata bir tahkirdir. S.)"
felsefe
" akıl yoluyla ""niçin"" sorusuna cevap arayan ilim."
felsefe
filezofi
www.arnavutcasozluk.com