alt (altura)
yükseklik, yükselti, irtifa, rakım,...
{
altitude
}
yükseklik, irtifa, boy, tepe, doruk,...
{
height
}
alt
alt (m)
durma, duraksama, mola yeri, küçük...
{
halt
}
durma, duraklama, sekte, kımıldamama,...
{
standstill
}
Alt (der)
alto, en kalın kadın sesi, alto sesli...
{
alto
}
kontralto, en kalın kadın sesi, kalın...
{
contralto
}
alt
yaşında, yaşlı, ihtiyar, yıllanmış,...
{
aged
}
yaşlı, ihtiyar, yaşını başını almış
{
elderly
}
bayat, eski, köhne, eskiden kalma,...
{
old
}
eski, çok eski, eskiden kalma
{
ancient
}
arkaik, eski, artık kullanılmayan,...
{
archaic
}
erken; ilk; eski; çabuk, acele;...
{
early
}
daha erken, eski, sabık
{
earlier
}
geçmiş, önceki, eski, geçen
{
past
}
önceki, eski, sabık, önce, öncelikli,...
{
prior
}
eski [İsk.], yaşlı (İsk.)
{
auld
}
alt (de)
alto, en kalın kadın sesi, alto sesli...
{
alto
}
alt (m)