all
zf.
alayı, hepsi, tamamen, bütünüyle, hep, büsbütün
s.
bütün, tüm, hep, her, saf, katışıksız, özbeöz
i.
herkes, her şey, hepsi
all
"s. bütün, tüm; hepsi: All roses have thorns. Bütün güller dikenlidir. He worked all day. Bütün gün çalıştı. i. hepsi: All of us went. Hepimiz gittik. Pour it all out. Hepsini dök. z. tamamıyla: He was all alone. Yapayalnızdı. dressed all in red tepeden tırnağa kırmızılar içinde.The score was six all, with two minutes remaining. Maçın bitimine iki dakika kala 6-6 berabereydiler. "
all
bütün
all
tüm, bütün; her; hepsi, tümüyle, bütünüyle, tamamen; her iki taraf, her sey, herkes, her biri
all
hepsi