übelnehmend
adj.
resentful, having a feeling of ill will, bitter, indignant, angry
übelnehmen
v.
(new spell.=übel nehmen) miff, put out of humor; take offence
übelnehmend
easily offended, resenting, miffing
Übel (das)
n l. fenalik, kötülük, ser 2. (Unglück) bas beläsi; musibet 3. (Krankheit) rahatsizlik; das kleinere ^ ehveniser ~befinden n rahatsizilik, keyifsizlik; mide bulantisi -gelaunt huysuz; kötü huyiu -gesinnt kötü niyetli; suiniyetli; kötülükcü, bedhah; kem sanici; fena kalpli ^keit / fenalik; ic (gönül, mide) bulantisi; ^ verursachen gönül bulandirmak; ^ verspüren ayilmak bayilmak -launig s. -gelaunt, -nehmen 1. bsi fenaya almak 2. (ärgerlich werden) alimp gücen-mek; carpilmak, icerlemek; icine cekmek; incinmek, kocunmak; Nehmen Sie es bitte nicht ~, aber . .. Hatin-niza toz konmasm ama ...; Hatinniz kalmasm ...; Kusura bakmayin ... -nehmend; -nehmerisch alıngan, gücenik, darılgan, kirilgan, küsegen -riechend fena kokulu; pis kokan; müteaffin °stand m l. uygunsuzluk, mahzur, carpiklik 2. (Ärgernis) rezalet, kepazelik 3. (Nachteil) halel, zarar, ziyan; Jedem ^ läßt sich abhelfen. Her derdin bir devasi vardir. Spr. ~tat/ l. fena hareket; kötü is; muzirlik 2. (stärker): cürüm, cinayet, günah -täter(in/)m l. uygunsuz adam; muzir, serir 2. (stärker): mücrim, suclu, cani, günahkär; Jeden ^ erreicht seine Strafe. Kötülük eden kötülük bulur. Spr. -wollen (j-m) b-nin fenaligini istemek; b-ne diş bilemek; b-ne karsi kötü niyetler beslemek ~wollen n suiniyet, nefsaniyet, bedhahlik -wollend s. –gesinnt