Çakmak
Çakmak
kibrit bulunmadan önce ateş çıkaran
çelik âlete verilen ad. Eski çakmaklı
tüfeklerde taşa çarpıp kıvılcım çıkarmak suretiyle
barutlu ateşlemede kullanılan âlete de bu ad verilirdi. Çakmağın çakıldığında kıvılcımların tutuşması için ağaçların gövdelerinden alınıp kurutulan, kolayca tutuşabilen, kav denilen maddeler kullanılırdı. Kav taşın üstüne konulur, sol elin baş ve işaret parmakları arasında sıkıştırılırdı. Sağ elde tutulan çakmak ise taşa vurmak suretiyle çıkan kıvılcımla yanma sağlanırdı. Daha sonraları kav yerine
pamuk ipliğinden fitiller kullanılmıştı. Çakmak, taş, kav veya fitil
deriden yapılmış ağzı büzmeli bir kesede muhafaza edilirdi.
Daha fazlası için Wikipedia.org adresine gidin…
çakmak (I)
isim
1 . Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası:
"Nasıl oldu bilmem, eğilip yakarken çakaralmaz çakmak kıvılcım çıkardı."- B. Felek.
2 . Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti:
"Yolun yören bir bak nasıl aydınlanır / Aşk uğruna çakabilsen çakmağı."- F. Halıcı.
3 . eskimiş Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni.
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
çakmak çakmak
Birleşik Sözler
çakmak taşı
çakmak (II)
isim, tıp
Kuruyunca kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı.
çakmak (III)
(-i durum ekiyle kullanılan fiil, -e durum ekiyle kullanılan fiil)
1 . Vurarak sokup yerleştirmek.
2 . Çivi ile tutturmak:
"İsa'nın ruhu eğer bugün içinden çıkmış olduğu yere inerek bu sahneyi görseydi, kim bilir patriklerini hangi oduna çakardı."- F. R. Atay.
3 . Kazık çakıp hayvan bağlamak.
4 . argo söz Kabul edilmeyecek bir şeyi kurnazlıkla kabul ettirmek.
5 . argo söz Vurmak.
6 . (-i durum ekiyle kullanılan fiil) Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak:
"Genç kadın, hanımninesinin odasından çıkınca kibrit çakarak yürüdü."- P. Safa.
7 . (-i durum ekiyle kullanılan fiil, -den durum kiyle kullanılan fiil), teklifsiz konuşmada Sezinlemek, anlamak, farkına varmak:
"Vallahi çaktı mı çakmadı mı anlayamadım. Parasını aldı, tüydü."- S. F. Abasıyanık.
8 . (nesne almayan fiil), argo söz İçki içmek.
9 . mecaz Saplamak:
"Bir tanesi altısına yeterken, ben altı kurşunu bir tanesine çakıverdim."- A. Gündüz.
10 . argo söz Anlamak, bilmek:
"Ay, bu kadın İngilizceden de çakıyor mu?"- N. Araz.
11 . Parıldamak, ışık vermek:
"Bütün gözler çakar şimşekler gibi parlıyordu."- A. Ş. Hisar.
12 . argo söz Sınavda başarısız olmak.
Birleşik Sözler
çakmak çakmak
çakmak
raitaa
çakmak
1. çakmak
2. ngul
www.arnavutcasozluk.com